Haber

Kılıçdaroğlu, deprem bölgesinde geceyi geçireceği çadırda: “Milletten kopuk, Her Şeyi Kiraya Veren, Her Şeyi İnşa Eden, Her Şeyi İnşa Eden…

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, deprem bölgesinde geceyi geçireceği çadırdan Fox TV’de yayınlanan Orta Sayfa programının canlı yayınına katıldı. Kılıçdaroğlu, “Milletten bu kadar kopuk bir yönetim olur mu? Her şey kira, her şey inşaat, her şey inşaat değil. Her şeyi bir şeyde arıyorsan her şey insan için olmalı. canlılar şehri yok olmaya mahkum ediyorsunuz… Fabrikaların çalışması lazım Esnafa dükkan yapmak nedir bize yer göstersinler ayda 100 150 dükkanı onlara teslim edeceğiz. Kahramanmaraş. .

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bugün deprem bölgesini ziyaret ettiği Kahramanmaraş’ın Nurhak ilçesinde geceyi geçireceği çadırdan FOX TV’de yayınlanan Medium Page programına katılarak cevap verdi. Doğan Şentürk’ün soruları.

Kılıçdaroğlu, Şentürk’ün cumhurbaşkanı adaylığı sürecine ilişkin sorusuna şu yanıtı verdi:

“CUMHURBAŞKANI ADAYLARININ BELİRLENMESİ GEREKİYOR, BU TARTIŞMALARI SİYASİ KÜLTÜR AÇISINDAN SIRADAN KABUL EDİYORUM, ANCAK BU KONUDA TARTIŞMALAR VAR”

“Altı liderin yolculuğu sıradan bir yolculuk değildi. Türkiye’nin geleceği için her birimizin sorumluluk alması gerekiyordu. Bizi öne çıkaran ana unsur demokrasiydi. Nitekim 2011’de altı cumhurbaşkanının ortasına geldik. Demokrasi kültürünü hem pekiştirmek hem yaygınlaştırmak hem de içselleştirmek için… Bir yılı aşkın bir süredir Anayasa değişikliklerini inceledik, ortak mutabakat metnini inceledik. altı lider makul aralıklarla hızlı bir şekilde toplanıyorlardı, bir metin hazırlıyorlardı.Metinler genel lidere sunuldu.Daha sonra bunlar Millet İttifakımızı oluşturan partiydi.Biz bunu mecliste kabul edildikten sonra da kamuoyu ile paylaştık. liderlerinin olduğu tablo… Uzun bir süreç tabi ki son süreçte cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi gerekiyordu, bununla ilgili tartışmalar olsa da ben bu tartışmaları siyasi açıdan normal karşılıyorum. kültür. Ancak asıl sonuç eldir. çok Sonunda orta bir noktaya geldik, yine uzun ve nitelikli bir tartışma oldu. Sonuç olarak, cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda fikir birliğine varıldı. Bir metin hazırlandı, bir yol haritası hazırlandı ve kamuoyu ile paylaştık. Yol haritası metnini kamuoyu ile paylaşırken aynı zamanda Cumhurbaşkanı olarak benim adım da anıldı. Saadet Partisi Genel Başkanlığı’nda konut sahibi olan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu adaylığımı açıkladı. Ardından orada kısa bir konuşma yaparak duygularımı dile getirdim.

“GENEL MÜDÜRLÜĞE GİTTİĞİM ZAMAN BAŞBAKANLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜN TÜMÜNDE BÜYÜK BİR HEYECAN OLDU”

Aldığımız kararın Türkiye’nin geleceği için çok değerli olduğuna inanan biriyim. Çünkü karamsar bir tablo vardı ve bu karamsar tablonun yarattığı birçok sorun vardı. Bu bürokrasiye, iş dünyasına da yansıdı. Dış politikaya yansıdı. Ne de olsa Türkiye, demokrasi ve insan hakları konusunda değerli adımlar atmış bir ülke konumundaydı. Cumhuriyet kurulduğunda tüm mazlum milletlere örnek teşkil eden bir cumhuriyetti ve Türkiye’nin demokrasi açısından böyle bir işlevi üstlenmesi gerektiği kanısındaydık. Daha sonra genel merkeze gittiğimde küme parti üyelerimiz ve vatandaşlarımızdan oluşan büyük bir kalabalık bekliyordu. Oradaki iki arkadaşımla birlikte inşallah onlar da Başkan Yardımcısı olurlar. Ekrem İmamoğlu Bey ve Mansur Yavaş Bey ile vatandaşların karşısına çıktık. Orada kısa bir konuşma yaptım. Bu nedenle etkinliği en azından halkın önünde sonlandırdık. Çıktım, eve gittim… Eşim de oradaydı. Karargaha gittiğimde başta merkez personeli olmak üzere hepsinde büyük bir heyecan vardı. Heyecanını çok kolay ifade eden biri değilim, bu şekilde üretiliyor. Ben daha sakin, daha ihtiyatlı bir insanım. Çok değerli bir görev üstlendiğimin farkındayım. Değerli bir görev ama bu değerli görevin çok zahmetli olduğunun da farkındayım. Bundan dolayı çok zor bir görevi üstlendik, sadece ben değil; Başkan Yardımcısı olacak arkadaşlar da iktidar rolünü üstlendiler.

“BÜTÜN TERCİHLERİMİZİ İNSAN İÇİN, VATANDAŞ İÇİN, VATANDAŞ İÇİN YAPARSAK AŞAMAYACAĞIMIZ SORUN YOKTUR”

Tüm seçimlerimizi kararlılıkla, sebatla ve milletten, ülkeden ve vatandaştan yana yaparsak aşamayacağımız sorun olmadığına inanıyorum. Türkiye birçok sorunu aşmış bir ülke. Önceliğimiz ve amacımız güzel ülkemiz ve vatandaşlarımızın refahı olduktan sonra anlaşamayacağımız bir bahis olacağını düşünmüyorum. Tüm sorunların üstesinden gelebiliriz. Elbette sıkıntıların bir kısmı kısa vadeli, bir kısmı uzun vadeli. Uzun vadeli konularda da yetkin ekiplere ihtiyacımız var. Çoğu şu anda kamuda olacak, o yetkin ekiplere yetki verdiğinizde onlar kurumlar, birçok sorunu çözen, hesabını yapan, sonra da siyaset kurumunun önüne koyan insanoğlu olacak.

“EVDE SİYASET KONUŞMUYORUZ”

Eve geldiğimde doğrusunu söylemek gerekirse evde çok siyaset konuşan biri değilim bu yüzden çalışma odama gidip bilgisayarımı açarken eşim ara sıra ‘bugün ne yaptın’ diye soruyor. ‘. Orada çalışmaya başlıyorum. Onun için evde siyaset konuşmuyoruz, konuşmuyorum. Oğlum ve kızlarım başarılı olduğunuz için sizi tebrik ettiler. Ben de ‘sadece bizim için değil, ailemiz için değil; ‘Türkiye’ye hayırlı olsun’ dedim.

“BELEDİYE BAŞKANIMIZ SORUNLARINA BAKIR, KONULARA YÖNELİK DEĞERLENDİRMELER ÜRETİLİR”

Şentürk, deprem bölgesi ziyaretleri kapsamında Kılıçdaroğlu’na neden geceyi Nurhak’ta çadırda geçirmek istediğini sordu. Kılıçdaroğlu şu yanıtı verdi:

“Deprem bölgesini hiç unutmadım. Aklımdan hiç çıkmadı. Bütün belediye başkanlarımız deprem bölgesinde çalışıyor. Her deprem bölgesi, her büyükşehir belediye başkanının sorunlarına değiniyor, sorunlara çözüm üretiliyor. sonuç olarak ben Ankara’da kaldığım süre içinde belediye başkanı arkadaşlarımız da kendi kendilerine çalışıyorlar sorumlu oldukları il ve ilçelere gidiyorlardı hizmet veriyorlardı depremin ikinci günü yine gelmiştim gittim üçüncü kez hatay’a. ikinci kez geliyorum deprem kararı nedeniyle yarın kahramanmaraş’ta farklı yerlere gideceğiz. özellikle büyük kayıpların yaşandığı ilçeler ve kahramanmaraş merkez. bu gezinin amacı şuydu: depremzedeleri gördük çadırlara gittik çocuklara hayran kalmamak elde değil gelip bize sarıldılar gülüşleri bizi de güldürdü bazılarını kucağıma aldım bazılarını da almak istedim kucağımda, annelerini bırakmadılar. Çadırlarına gittiler. Ben onların çadırlarında eğleniyorum. Başlarında hocaları var.

“BU ÇADIRLARDA EĞİTİM GÖREN ÇOCUKLARIMIZA DESTEK OLMAK ÜZERE BİR PSİKOLOG GÖREVLENDİRİLSE ÇOK İYİ OLUR”

Her çadırda bir psikolog olması gerektiğine inanan biri olduğumu belirtmek isterim. Milli Eğitim Bakanlığı böyle bir misyon üstlense ve bu çadırlarda eğitim gören çocuklarımıza en azından manevi takviye yapacak bir psikolog atansa çok daha iyi olur. Bu aileler için de yapılabilir. Ama nedense bu bahise sağır kalıyorlar. Malatya merkezde iş dünyasıyla görüştüm. Depremzedelerin çadırlarına girip çaylarını içtim. Oturduk sohbet ettik, dertlerinden bahsettiler. Hala düşünceler var, yükleri anlattılar.

“BU SEYAHATİN ESASI İŞ DÜNYASIDIR”

Onlara Türkiye’nin büyük bir ülke olduğunu, tüm bu zorlukların üstesinden gelebilecek kapasiteye sahip olduğunu, zaman zaman bazı sorunlar yaşandığını ancak çok az bir sürenin kaldığını, umarım kısa bir süre sonra birçok kişinin geleceğini söyledim. değişimle birlikte her şeyin değişeceğini, yaşayabileceklerini ve anlayabileceklerini. Bu gezinin özü iş dünyasıdır. Şimdi depremzedeler hep çadırlara yerleştirildi, çadır sıkıntısı var; Bir konteynere ihtiyacı var. Çok sayıda konteyner talebi geliyor.

“DEPREM NEDENİYLE MALATYA’DAN AYRILANLARIN MALATYA’YA DÖNMESİNİ İSTİYORSANIZ ONLARA BAZI OLUMLU AYRICALIKLAR SAĞLAMAMIZ GEREKİR”

İş dünyasının beklentileri neler, siyaset kurumundan beklentileri neler… Doğrudan onları dinledim ve ne yapalım, neyi bekliyorsunuz diye sordum. Malatya’da belli bir entelektüel seviyeye sahip olanlar da dahil olmak üzere çok sayıda vatandaşımızın büyük ölçüde şehri terk ettiğini, fabrikaların büyük ölçüde çalışabilir hale geldiğini ancak kalfa, mühendis gibi birçok kalifiye elemanın ayrıldığını söylediler. Malatya. düşünceye sahip olduklarını ifade ettiler. Bu çalışanların Malatya’ya dönmesi için bir şeylerin olması gerektiğini ve bazı olumlu kararların alınması gerektiğini söylediler. Ben kendi fikrimi söyledim. Malatya’da bir fabrikada çalışıp deprem nedeniyle Malatya’dan ayrılan insanların Malatya’ya dönmesini istiyorsak onlara bazı olumlu ayrıcalıklar sağlamamız gerekiyor. Örneğin belli bir süre gelir vergisi toplanmayabilir, makul bir süre için kamu tarafından sosyal güvenlik birimleri oluşturulabilir. Böylece Ankara, İstanbul, Mersin’e gidip orada iş arayanlar Malatya’da çok daha yüksek fiyata çalışma imkanı bulacaktır.

“GÜNÜMÜZ ORTAMINDA ET VE SÜT ŞİRKETİ ÇİFTÇİNİN SÜTÜNÜ ALAMAZSA NE ZAMAN GETİRECEK?”

Çiftçinin sıkıntısı var, bir hayvan üreticisi ‘Süt üretiyoruz ama süt alacak kimse yok; Biz buna sahibiz’. Et ve Süt Kurumu var, sosyal bir devletiz. Et ve Süt Kurumu bugünkü ortamda çiftçinin sütünü alamıyorsa ne zaman alacak? Ayrıca, yüksek bir fiyata gelmesi gerekiyor. Çünkü yiyecek bulamıyorlar. Yem fiyatları çok yüksek. En azından yüksek bir bedel ödenirse onlar da hayvanlarına yem alacaklar. Et ve Süt Kurumu’nun harekete geçmesini istedim. Esnaf en azından kısa sürede çalışabilecekleri yerler istiyor. 100-150 dükkânlık yer ayarlasalar belediye başkanlarım yapar dedim. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş ile karşınızdayız. Kahramanmaraş’tan sorumlu belediye başkanımız. Aynı zamanda burada başka belediye başkanlarımız da var. Görevlerini yerine getirmeye çalışıyorlar. Nitelikli elemanların Malatya’ya dönmesi en büyük arzularıdır. Yarın Kahramanmaraş’ta sanayiciyle, esnaf odasıyla, ziraat odasıyla bir araya geleceğiz. Onlarla da konuşacağız. Mevcut sorunları çözmeye çalışacağız.

“ŞU ANDA KONTEYNERLERE İHTİYAÇ VAR”

Hala karamsar bir hava var ama ihtiyaçlar her aşamada biraz daha değişiyor. Çadırları burada gördüğünüz gibi şu anda yoğun bir konteynır ihtiyacı var. Bu gece de bu çadırda kalacağım. İlk geldiğimde Hatay’da Arsuz’da kaldım. O akşam da soğuk bir hava vardı. Burası da soğuk. İnsanların geceyi insani koşullarda geçirmesi hepimizin ortak arzusudur.”

“YÖNETİM ŞEFFAF OLMALI”

Kılıçdaroğlu, Şentürk’ün ihale ve pazarlık ile konteynerlerin yapımına ilişkin sorusuna şu yanıtı verdi:

“AKP’nin yönetiminde şeffaflığı değil, kapalılığı esas aldığını bilen bir insanım. Çünkü bütün uygulamalarında bu böyle. Ancak devlet yönetiminin şeffaf olması gerekiyor, çalışan takımlara vatandaşa maaş veriyor. devlet ve devleti yöneten iktidar sahipleri somut olarak verilmelidir.

“MANSUR BAŞKANI KAHRAMANMARAŞ TİCARET VE SANAYİ ODASI İLE OTURDU VE PROTOKOL İMZALADI”

Türkiye bugünkü tabloyla karşı karşıya kalırsa şeffaf olamamasında büyük payı var. Malatya’da çiftçilerle buluşurken kayısı üreticileri de vardı. Kayısı üreticileri ellerinde kayısı olduğunu, kayısı alacak kimse bulamadıklarını ve büyük sıkıntıya düştüklerini söyledi. Normalde, Grain Board bu kayısıları satın almalıdır. İyi işleyen bir devlet yönetimi de bunu gerektirir. Ama yapmıyorlar, neden yapmıyorlar bilmiyorum.

Mansur önder bu konuda değerli bir adım attı. Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası ile oturup protokol imzaladı. Belediye başkanlarımız ve Mansur Önder kayısının ölçüsünü alacaklar. Daha sonra Ankara’da belli yerler ayrılacak, ayrılan yerlerden dolayı kira alamayacaklar ve orada satış yapıp gelir elde edecekler.

“HER ŞEYİ BİR ŞEYDE ARIYORSANIZ O İNSAN OLMALIDIR”

Bakın şu ana kadar çok kolay bir analizin iktidardakilerin aklına bile gelmemesine şaşırıyorum. Bu kadar kopuk bir yönetim olabilir mi? Her şey kira değil, her şey inşa ediyor, her şey inşaat değil. Her şeyi bir şeyde arıyorsan, o zaman her şey insan için olmalı. Canlılar için olmalı. Çabanız bunun için olmalıdır. Bir şehri kalifiye elemanlar terk ederse, şehrin çalışanları terk ederse, o şehrin sakinleri terk ederse şehri yok olmaya mahkum edersiniz. Bakın bir sanayici ‘Deprem oldu doğru ama önlem alınmazsa ekonomik deprem olacak’ dedi. Bu ben değilim, ‘ekonomik deprem’ sözü Malatyalı bir sanayiciyi anlatıyor. Sosyal devletin harekete geçmesi gerekiyor. Fabrikalar çalışmak zorunda. Dükkan yapmak nedir? Bize yer göstersinler, bir ayda 100 150 dükkanı kendilerine teslim edeceğiz. Biz büyük binalar değiliz; Eğer yapacaksanız tuvaleti ve tezgâhı olacak bu insanlar burada çalışacak. Kahramanmaraş’ta insanların sokağa bank kurduğunu gördüm. Çok kolay analizleri bile düşünemeyen bir yapıyla karşı karşıyayız. Böyle bir doğrumuz var.”

“Adamın evi yıkıldı, dükkânı yıkıldı, faizi artırıyorsunuz, sıfır faizli kredi vermek yerine siz de kalkıp onlardan para talep ediyorsunuz. Bu akıl dışı bir politika”

Kılıçdaroğlu, sarsılan bölgede kamu bankalarının faiz oranlarını 0,9’dan 1,50’ye çıkarmasını ve Adıyaman Valisi’nin istifa etmesini değerlendirdi:

“Faiz artırmaları tam bir felaket. Kredi vereceksin, faiz almaman lazım. Krediyi aldıysa dükkan batmış durumda, bu parayı nasıl alacak? hem anaparayı hem de faizi silmek.Bunu yapmazsanız bir şehri canlandıramazsınız.O şehrin ekonomisini canlandıramazsınız.Akılcı bir politika değil, deyim yerindeyse irrasyonel bir politika bu. Yönetemiyorlar Ben bina yaptım sorun bitti Bina yapmakla sorun bitmiyor Temel atmakla bitmiyor Sorun insan İnsanların yaşayabileceği bir çevre Esnaf Esnaf satabilecekleri bir ortam istiyor.Esnaf geliri yoksa çocuklarına nasıl bakacak?Ortada birçok sorunla uğraşmak ve akılcı politikalarla çözmek gerekiyor.Bir yandan esnaf çalışacak, bir yandan da sanayici çiftçi çalışacak. çöktü, yakınları öldü D; bu adamın tasmasına tutunuyorsun Borcunu ödüyorsun faizi artırıyorsun faizi ödeyeceksin. İnsaf… Bunu beşli çeteye yapmıyorsun da, yeri gelince fakire yapıyorsun bunları. Hepsini değiştireceğiz. Yeter adamın evi yıkıldı, dükkânı yıkıldı faizi artırıyorsunuz; Sıfır faizli kredi vermek yerine kalkıp paralarını geri istiyorsunuz. Bu çılgınca bir politika.

“50 BİN KİŞİNİN ÖLÜMÜNDEN KİM SORUMLU?”

İstifaya gelince, şunu söyleyeyim, ben Vali’nin istifasını normal karşıladım. En az 50 bin kişi öldü, kimse istifa etmedi, bari faziletini göstereyim. Biz bu fazileti ne sarayda ne de saray nazırlarında göremedik. 50 bin kişi hayatını kaybetti. Allah’ın bir kulu sorumluluk almadı, bu sorumluluk bana ait demedi. 50 bin kişinin ölümünden kim sorumlu? Bu soruyu vicdan sahibi herkese sormak ve sözlerimi bitirmek istiyorum.”

muradiye-haber.xyz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu